Haberler

Asgari Ücret Belirlenirken

İşveren ve iktidar temsilcilerinin belirleyici olduğu Asgari Ücret Tespit komisyonu sendikalar tarafından boykot ediliyor, ancak bir eylem programları yok.

1974 yılındaki toplantısında Asgari Ücret Tespit Komisyonu, bölgesel düzeyde asgari ücret tespitine son vererek, tüm illeri kapsayan ülke genelinde tek bir asgari ücret belirlenmesi uygulamasına geçti. Asgari ücret; işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenmeye başlandı.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği bu yapı, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde ise başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor. İşverenlerin dayatmasıyla çıkan kararlar işçiler aleyhine gerçekleşiyor.

Asgari ücret, halen bir işçi için aylık brüt 26 bin 5 lira 50 kuruş, kesintiler düştüğünde net 22 bin 104 lira 67 kuruş olarak uygulanıyor. Mevcut durumda en düşük emekli aylığı 16.811 lira. Bu ücret, açlık sınırının yarısı düzeyinde bulunuyor. Bu maaşların da yeniden düzenlenmesi ve asgari ücrete yakın bir düzeye çıkarılması gerekiyor.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti bir işçi için 30 bin 621 lira 48 kuruş. Bunun 26 bin 5 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 4 bin 95 lira 87 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 520 lira 11 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor. Türkiye’de sigortalı çalışan yaklaşık 17,2 milyon işçinin yüzde 40’ını oluşturan 6,9 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. DİSK Araştırma Merkezi, Türkiye İstatistik Kurumunun 2023 yılı Hanehalkı İşgücü Araştırmasına dayanarak “kayıt dışı” çalışanlar ile birlikte asgari ücret ve altında ücretle çalışanların oranını yüzde 43,6, işçi sayısını ise 7,6 milyon kişi olarak hesapladı. Asgari ücretin yüzde 10 fazlası ve altında ücretle çalışanların sayısı ise 8,5 milyon kişiye (yüzde 48,9) ulaşıyor.

Türk-İş’in hesaplamalarına göre, açlık sınırı 29 bin 828 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 97 bin 159 TL’ye yükseldi. Kasım 2025 verilerine göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması(Açlık Sınırı) 29.828 TL’ye arttı. Aralık’ta gerçekleşen enflasyonla bu rakamların daha da yükseldiği öngörülebilir. Bu durumda 2026’daki asgari ücretin açlık sınırı yakınlarında olması beklenebilir. Ve tüm ürünlere zamlarla birlikte kısa sürede açlık sınırı olarak kalacaktır. 

Bekar bir asgari ücretli tek başına yaşayamaz durumdayken, dört kişilik bir ailede üç kişinin asgari ücretle çalışması bile yoksulluk sınırı denilen aylık asgari harcamaları karşılamakta zorlanacaktır. Başlangıç ücreti olması gereken asgari ücret, Türkiye işçi sınıfının büyük çoğunluğuna dayatılan temel ücret durumunda. Ortalama ücretler, asgari ücretin ya biraz altı ya da biraz üstünde tutuluyor. Hiç kimsenin inanmadığı yıllık enflasyon öngörüsü ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) belirlenen oranında ücret zammı yapılıyor. Ve belirlenen ücret uygulandığı ilk ay olan Ocak’ın sonunda erimiş oluyor. Herkesin yıllardır bildiği bu gerçek, yüksek enflasyon ve düşük ücret dayatmasına karşı işçilerin büyük öfkesiyle karşılanıyor. Sendikaları boykota zorlayan bu öfkedir.

DİSK Kişi Başına Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın belirli bir oranına endekslenmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca iki kişinin çalıştığı bir hanede, yoksulluk sınırı kadar ücret alınmasını ve asgari ücretin de buna göre belirlenmesini talep ediyor. Fakat bu talepler için bir eylem planı yok!

İnsanca yaşanacak asgari ücret, boykot yerine sendikaların birleşik mücadelesiyle ve somut eylem planlarıyla kazanılabilir. Bu olmadığı takdirde patronların düşük ücret dayatması milyonlarca işçi ve ailesini, yine sefalete, yine borç batağına itecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir