GençlikKadın

Yirmi Yaşında Bir Kadın Olarak 8 Mart’a

Sude İNAK

Foto: Ege Güler

Bazı şeyleri öğrenmek için uzun bir hayat yaşamaya gerek kalmıyor.

Bazen 20 yıl yetiyor.

Hatta bazen daha azı.

Ben 20 yaşında bir kadınım ve gençliğin çoğu zaman anlatıldığı gibi sadece eğlenmek için olan bir dönem olmadığını biliyorum. Kadınlar için gençlik çoğu zaman dünyanın nasıl bir yer olduğunu erken yaşta anlamakla başlar. Çünkü kadın olmak, sadece bir kimlik değil, aynı zamanda sürekli hatırlatılan bir sınırdır.

Bunlar kimsenin sana açıkça öğretmediği ama hayatın bir şekilde öğrettiği sessiz bilgiler gibidir.

Bir kadının gençliği çoğu zaman bu sessiz bilgilerin toplamıdır.

Ama genç kadın olmak yalnızca korkuyla temkinle yaşamak değildir. Aynı zamanda büyük bir potansiyelin eşiğinde durmaktır. Çünkü her kuşak kendi sesini biraz daha yükseltir. Bizden önce gelen kadınlar, kelimeleriyle ve hayatlarıyla yürünecek yollar açtı.

Bir şiirin içinden geçen kadınlar var bu ülkede. Bazen bir mutfakta yazılmış dizelerle, bazen bir defterin kenarına sıkışmış cümlelerle dünyayı anlamaya çalışan kadınlar. Didem Madak’ın şiirlerindeki inatçı ses, Nilgün Marmara’nın kelimelerinin içindeki yalnızlık. Hepsi bir yerden birbirine dokunur. Çünkü kadınların yazdıkları çoğu zaman sadece edebiyat değildir aynı zamanda var olma biçimleridir.

Belki de bu yüzden genç kadınlardan hala biraz daha sessiz olmaları beklenir. Çok konuşmamak, çok yer kaplamamak, fazla iddialı görünmemek. Sanki dünyada kapladığımız alanın ölçüsü sürekli hatırlatılması gereken bir şeymiş gibi.

Ama artık değişiyor. Genç kadınlar artık sadece kendilerine öğretilen sınırları öğrenmiyor o sınırların neden var olduğunu da soruyor. Sorular bazen bir itirazdır, bazen de yeni bir başlangıç.

Yirmi yaşında bir kadın olmak tam da böyle bir yerde durmaktır hem kırılgan hem güçlü, hem temkinli hem cesur. Dünyayı olduğu gibi görmek ile onu değiştirebileceğine inanmak arasındaki ince çizgide.

8 Mart belki de bu yüzden önemlidir. Çünkü bu gün, farklı hayatlar yaşayan milyonlarca kadın birbirinin hikayesinde biraz daha yaklaşır. Biri daha uzun yollar yürümüştür, biri daha yeni başlamıştır. Ama hepsi aynı gerçeği bilir hiçbir hikaye tek başına yazılmaz.

Kadınların birbirine bıraktığı şey bazen bir hayat, bazen bir şiir, bazen de sadece cesarettir.

Benden önce yazılmış şiirlerin, yürünmüş yolların ve verilmiş mücadelelerin içinden geçerek büyüyorum. Biliyorum ki bu hikaye yalnızca geçmişe ait değil. Gelen her kadın, bu hikayeye kendi cümlesini ekliyor. Belki bir gün benden/bizden sonra gelen genç bir kadın da aynı kelimelerin, sözlerin, protestoların izini takip eder.

Belki de 8 Mart’ın asıl anlamı tam olarak budur kadınların birbirinin cümlesini yarım bırakmaması.

One thought on “Yirmi Yaşında Bir Kadın Olarak 8 Mart’a

  • Larissa Lieb

    BRAVO ABLA!!!! kadın kadının yurdudur!

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir